Fili Yenen Karınca


Mustafa Balbay'dan...



"Fili Yenen Karınca..."

Fil,
kendisini ormanın en güçlü hayvanı ilan etmiş. Bütün düzeni değiştirmiş,
yeniden kurmuş.

Aslan,
kaplan, ayı, manda...

File karşı
çıkan olmamış ormanda.

Fil, önce
kendi yerini sağlamlaştırmış, "Herkes kendi arasında nasıl yaşarsa yaşasın,
beni ilgilendirmez. Ama herkes benimle ilişkilerine dikkat etsin. Bütün
kuralları ben koyacağım. Ormandakiler de ona uyma özgürlüğünü kullanacak"
demiş.

Etkisini
genişletmiş zamanla fil.

En güçlü o,
tek yetkili o, gerisi sefil.

Artık
sadece fille ilişkiler değil, bütün hayvanların kendi aralarındaki
ilişkiler de
filden ve çevresinden sorulur olmuş.

Öyle ki,
ormandaki nüfus artışı bile filin işi olmuş. Tek tek doğum yapan hayvanlara
kızmış, "Bakın bir seferde 4-5 yavru doğuranlar var. Ne bu tembelliğiniz.
Benimle oyun oynamayı bırakın, gidin genlerinizle oynayın, daha çok yavru
doğurun" diye çıkışmış.

Her şeyi
sineye çekmiş ormandakiler.

"Yeter
ki" demişler, "boşalmasın kiler".

***

Filin
"değişiyoruz, değişiyoruz" naralarıyla girmiş orman şekilden şekle.

İş o
noktaya gelmiş ki, eşit sayılmış maymun eşekle. Zira fil, kimi kime uygun
görürse ona göre şekillenirmiş ormanda yaşam.

Bir tek,
"Ne güzel buyurdunuz", "Biz de tam böyle yapacaktık",
"Bundan daha mükemmel olamazdı", "Bu hızla bütün ormanları
geçeriz" sözlerine izin veriliyormuş. Öteki bütün sözler "istikrar
bozucu? bulunuyormuş.

Arada
hakkını aramaya kalkan olursa hemen müdahale ediliyormuş. Üzerine, "geber
gazı" sıkılıyormuş. Filin bir özelliği de kindar olmasıymış. Kendisine
yapılan hiçbir şeyi unutmuyormuş. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin,
intikamını alıyormuş.

Hortumuna
geleni vuruyor, ayağına geleni eziyormuş. Hiç kimseyi dinlemiyormuş. Bir gün
söylediği ertesi güne uymuyor, doğru budur diyeni duymuyormuş. Bundan
karıncalar da payını almış, yuvaları filin ayaklarının altında kalmış. Tam o
sırada bir karınca, fil hortumunu topraktan çıkarınca, girmiş hortumun içine.

Karınca az
gitmiş uz gitmiş, kendisine hortumun içinde iyi bir yer etmiş.

Fil
başlamış kaşınmaya. Hortumunun içi karıncalanıyor, nedenini anlayamayınca
beyni
de karıncalanıyormuş.

Kalınca bir
ağacın yanında durmuş, hortumu gövdesine vurdukça vurmuş. Bir türlü
karıncalanmayı gideremiyormuş.

Üstelik
hortumu da fena halde acımaya başlamış.

Bir hamle
daha ağacın gövdesine vurunca, ağaç devrilip üzerine düşmüş. Fil ilk kez bu
kadar âciz duruma düşmüş.

Bereket
demiş kimse yok etrafta, arada bir yanından geçtiği koca kayanın nerede
olduğunu düşünmüş, hah şu tarafta.

Bu kez
kayalara vurmuş hortumunu, arada geçen olursa duruyormuş, anlatamıyormuş
durumunu.

Hortumu
kayaya vurdukça kaşıntıları artmış, kaşıntıları arttıkça daha çok vurmak
istemiş.

Derken
iflas etmiş bedeni, anlayamadan nedeni, uzanıp kalmış fil...

***

İşte böyle
efendim...

Fili yenmiş
bir karınca.

Ateş bacayı
sarınca, fil güya ulaşılmaz bir noktaya varınca, etrafındaki herkesi kırınca,
kendisinden güçlü hiçbir hayvan olmadığını sanınca...

Sonunda
olan olmuş, küçük bir karınca koca bir filden daha güçlü olmuş.

Böyledir
hayat...

En güçlü
olduğumuz an, aynı zamanda en zayıf olduğumuz andır.

Hiçbir güç
mutlak değildir doğada.

Herkesi
dize getirdiğini sanan.

Çöker bir
gün diz üstü.

Koca bir
fili durduran da.

Bir
karıncadır altı üstü.

 
Kemal SAĞ Facebook Sayfası
Yeni Adana Gazetesi
Merhaba Gazetesi
Radyo Seyhan
Kanal A
Ekspres Gazetesi
Serbes Haber
Adana Haber Net
Adana Haber
Haberler.Com
TBMM
 
 
Online : 18 , Ziyaretçi: 658854 , Sayfa gösterimi: 8347300Yönetim