Spor Anlayışımız Gelişmeli
Orninal Röportaj ;
http://www.sporbox.net/tr/s_detay.asp?id=5197

Kemal Sağ..

Yaşamının önemli bir bölümünü hesap ve spor ile geçiren,defterdarlık, milletvekilliği, kulüp başkanlığı yapmış gerçek bir spor dostu ve gönüllüsü..

Defterdarlık gibi önemli bir görevin yanı sıra spor ile iç içe bir yaşantınız var. Spor ile tanışmanız nasıl oldu?

“Ben Kemal Sağ olarak kendimi bildim bileli mutlaka sporun ya içerisinde ya da bir branşının içerisinde olmuşumdur.

Lisede futbol, voleybol ve basketbol  birazda masa tenisi ile  ilgilendim..

19 Mayıs yarışlarında hep beni  atletizm koştururlardı.. Kısa mesafede sprinter olduğum için 12 saniye koştuğumu hatırlıyorum..

Üniversitede futbolda kaldı ara sıra masa tenisi oldu..

Ara sıra ilgim masa tenisine oldu.

Ankara, Adana ve İzmir’de spor yaşamım futbolun içinde dolu dolu geçti..

Masa tenisini masa görünce hep oynamayı denemişimdir..

Genelde futbola yoğun bir ilgi olmuştur..

Görev yaptığı Adana’da Adanademirspor ile Adanaspor  ve  İzmir’de de Karşıyaka ve Göztepe takımları ile ilgilenmek bizim için şart olmuştur..

22. Dönem Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilliğimin bitiminin ardından 2007 yılından sonra masa tenisi ile  daha fazla ilgileniyorum.Futbol ve voleybola olan ilgim seyirci olarak devam ediyor..”

 

Son yıllarda faal olarak masa tenisi branşı ile ilgilendiğiniz görülüyor. Bunun özel bir nedeni varmıdır?

“Artık aktif olarak masa tenisinde sporculuk yapıyorum..

Kurumlar arası ligde Eray Medikal isimli bir takımımız vardı. Onun adını koordinatörlüğünü yaptığım Esen Plastik adı ile değiştirdik..

İki takım arkadaşım ile birlikte oynuyoruz.Kemer’deki Türkiye Kuruluşlar Şampiyonasında 1. Lig kategorisinde ikinci olduk.

Adana’da birinci olup Nevşehir’de yapılan şampiyonada Süper Lig Kategorisinde   16 takım arasında 5.olduk..

Bu başarıyı çok önemsiyorum..

Adana’da masa tenisinde çok başarılar var. Avrupa ve ligde dereceler var..

Ama ilk olarak  kuruluşlar liginde ilk kez ulusal başarıyı biz başarıyı sağladık..

Mütevazi bütçeli takımımız ile orada 10 ile 15 milyonluk bütçeli takımlar ile mücadele ettik.

Onlar arasında gösterdiğimiz başarı göz ardı edilmemelidir. Çeyrek finalde şampiyon olan takım ile karşılaştık..

Bu işi bilimsel olarak yapıyorum. Kitabını okuyarak teorik olarak uyguluyorum. Aldığım mesafe çok ileri değil ama yaşıtlarıma göre oldukça ilerideyim.”

 

Adana Defterdarı olduğunuz dönemlerde Maliyespor sürekli gündemde yer alıyordu. Bunun sırrı nedir?

“Futboldaki çalışmalarımız 1991 yılında Adana Defterdarı iken başladı. 2 yılın ardından Ardından İzmir’e gittim. Geri döndükten sonra daha bilgili ve usta bir yönetimle başarılı olduk..

İzmir ve Adana’da da 4’er defa terfi tenzillere katıldık.

Üçüncü lige çıkmak çokta zor değil..

Üçüncü lige çıksak bu sorun yaşatırdı. Üçüncü lig ciddi finans gerektiriyor, amatör branşlar büyük yatırımlar gerektirmiyordu. Bu finansı sağlamak sanıldığı gibi zor değildi..

Yaptığımız etkinlikler ile takımımızın finansal gücü Maliyespor dışarıdan çok para harcayan bir takım görüntüsündeydi. Ama aslında hiçte öyle değildi..

Bizim bu konudaki en büyük avantajımız işi iyi bilmemizdi.

Biz tüm ihtiyaçlarımızı peşin alarak işi ucuza getiriyorduk. Öyle ki Adidas firması her sezon öncesi bize bir yetkilisini göndererek siparişlerimizi alırdı..

Biz oradan her zaman 3-4 takım spor malzemesi alırdık.Ama biz böyle kaliteli malzeme ile sahaya çıktığımızda rakipler şaşırıp kalırdı..

Burada önemli olan bizim kurduğumuz sistemdi. Bu nedenle de işler tıkır tıkır yolunda gidiyordu..

Bizim yıllık maliyetimiz diğer amatör takımlar kadardı. Hala Maliyespor’da bizim dönemimizde alınan malzemelerin kullanıldığını duymak memnuniyet veriyor..

Bizim dönemimizin başarıları bugün yok..

Ama mevcut arkadaşlarımız varken kulüple ilgilenmek  kesinlikle olmaz..

Ben tüm zamanımı artık masa tenisine vermekteyim..

Maliyespor’da yaşadığımız olaylar,  elde edilen başarılar ve burs öğrenciler

400’e yakın lisanslı sporcumuz vardı..

Ben bunları topluma kazandırmaktan, eğitimlerine katkı sağlamaktan  son derece mutluyum..

Bunu hala çoğu kimse bilmez..

Hala beni bir makama gelmiş yüzbaşı, öğretmen, mühendis gibi bir sporcum aradığı zaman mutluluk duyuyorum..

Onların bayramlarda ve özel ünlerde beni aramaları büyük mutluluk kaynağıdır..”

 

Adanademirspor Kulübü’nde Asbaşkan olarak görev almanıza karşılık bu görev neden çok kısa sürdü?

“Adanademirspor’da 3 ay gibi kısa süren asbaşkanlığım dönemim çok ilginç olmuştur..

Gerektiğinden fazla çalıştırılan insanlar, gereğinden fazla para verilerek alınan  transferler, nereye gittiği belli olmayan harcamalar ben tüm bunlara bir çeki düzen vermek istemiştim..

Bu konu ile ilgili bir anım tüm gerçekleri ortaya koyuyor sanırım..

Kulübün bir aşçısı vardı. Onu çağırdım Ne alıyorsun dedim.

O da bana 150 lira..

Bu paraya üç öğün yemek yapıp bu kadar alır mısın dedim.

O da bana, “ne yapalım efendim idare ediyoruz” dedi.

Ben bunu inceledim ve bir bit yeniği var diye düşündüm. Aşçının maaşını artırarak % 50 zam yaparak 225 liraya çıkarttım. Aşçıya dönerek, “Ama biz aldığımız malzemeleri Groseri’ye fakslayacağız oradan bize kendileri getirecek, biz oraya borcumuzu aydan aya ödeyeceğiz” dedim.

İnanın ertesi gün bir baktım aşçı görevinden istifa etmiş.

Düşünebiliyor musunuz ki bir insanın maaşına %50 zam yapacaksınız o da görevi bırakacak..

Çünkü o arkadaşımız evinin etini, sütünü, ihtiyacını ve diğer ihtiyaçlarını oradan karşılıyormuş..

Demirspor böyle yönetiliyordu. Biz fazla adamları çıkartınca, lüzumsuz oyuncuları tasfiyeye başlayınca ,futbolcu ödemelerini  bankamatikle ödeneceğini söyleyince Demirspor’da ortalık karıştı..

 

Birileri Onursal Başkan Aytaç Durak’a  giderek, “Kemal Bey burada başarılı olamaz” demiş..

Sezonun ilk maçında deplasmanda Islahiye maçında puan ile dönmemize karşılık, Adana dönüşünde Sayın Durak’ın teknik direktörümüz Orhan Uçak’ı haksız yere görevden alması sonrası bende istifa etmek zorunda kaldım..

Demirspor maceram 3 ay sürdü..

Çağdaş bir yönetim anlayışı getirme düşüncem onları rahatsız etti..

Ben en az 1 ya da 1,5 sezon kalsaydım. Adanademirspor bugün oturmuş ve disiplinli bir takım olur, paraların boşa harcanmadığı bir yer olurdu..

Ama şimdi göreve gelir misin deseler asla olmaz. Çünkü yaşımız çok ilerledim bu işi gençler yapmalıdır..”

Tecrübeli bir spor adamı olarak milletvekilliğiniz döneminde isminiz Spor Bakanlığı için geçti. Bununla ilgili görüşleriniz nedir?

“Belli bir kariyeri olan bir insanım maliye ve sporu iyi biliyorum.

Siyasette iddialı konuşmaya hiç sevmem. Ben iktidar partisinde olan bir milletvekili olsaydım Adana’ya gerek tesis ve branş açısından büyük zenginlik yaşatırdım.

Ama bakanlık farklı bir şeydir. Verilirse layıkıyla yaparım ama o takdir işidir..

Kendimi bildiğimi için hiçbir konuda da iddialı konuşmam..

Görev verilirsi layıkıyla yaparım, kendimi ve neler yapabileceğimi iyi biliyorum.”

 

Sıkı bir Fenerbahçe’li olduğunuz biliniyorsunuz, sarı-lacivertlilerdeki gelişmeleri nasıl değerlendiriliyorusunuz?

“Koyu bir Fenerbahçeli olduğumu asla saklamıyorum. Başkan Aziz yıldırım’ın yaptıkları asla inkâr edilemez. Ama kendisi sivri çıkışları ile zaman zaman büyük tepkiler alıyor. Kendisinin 12 yıllık yakın arkadaşı olan Mahmut Uslu ile yaşananlar üzüntü vericidir..

Futbolda başarılı olamadık ama branşların % 90 nında başarılı olduk.

Adanalı olan Mahmut Uslu’yu takdir ederim. Altyapıya yaptığı katkılar asla inkâr edilemez.

Basketboldaki hizmetleri inkar edilemeyen Sayın Uslu, Fenerbahçe Kulübü için önemli şanstır..

Onun gibi değerler Türk sporunda ve Fenerbahçe’de her zaman yer almalıdır..”

 

Dünyanın en büyük futbol organizasyonunda milli takımımızın olmayışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Güney Afrika’da devam eden Dünya Kupasında milli takımımızın olmaması üzüntü vericidir.

Sporda Türk antrenörlerle çalışmaktan yanayım. Futbol milli takımının başına gelen Guys Hiddink kadar başarılı olabilecek Türk antrenörlerimiz bulunmaktadır.

İnşallah başarılı olur. Neden bir ABD turnesi, neden Avrupa değil. ABD bir futbol ülkesi değil ki. Neden burası tercih edildi. Bu kadar masrafa ne gerek var. Belki bizim bilmediğimiz bir şeyler mi var?”

 

Türkiye’de Spor Bakanı olmasına karşılık, spor yasasının olmayışı ne kadar doğrudur?

“Spor bakanının olduğu ülkemizde ne yazık ki spor yasası yok!

Nerede olursanız olun mutlaka bir mevzuat vardır. Sebze halinde bir hal yasası, nakliyatçılarda bile karayollarında nerede olursa olsun bir mevzuat vardır..

Türkiye’de spor birinci sınıf olmamıştır. Hep ikinci sınıf bir eğlence olarak bakılmış olsa da olur gibi bakılmıştır…

Spor Bakanlığı bir maliye ile kıyaslandığında çok basit görülmüştür.

Spor anlayışımız gelişmemiştir.

Bu sadece profesyonel anlamda değil amatör  spor anlayışımız gelişmemiştir..

Spor denilince akıllara illaki bir takımın formasını giymek geliyor..

İnsanlarımız spor yapmayı pek sevmiyorlar.

Ben sabahları rutin 15 dakika spor yaparım. Biz önce spor anlayışını geliştirmeliyiz. Sonra mevzuatı ortaya koymalıyız.Yasa ve yönetmelikler ardından gelecektir..

Türkiye’de iktidarların ve siyasilerinde, spora bakışı değişmelidir. Spora bir vizyon verilmelidir.

Spor ülkenin geleceği için gereklidir, tanıtımı için, sağlığı için gereklidir

Olimpiyat diye tuttururuz. Aday oluruz ama alamayız!

Asla hiç şansımız yoktur.Çünkü bizim yatırımımız yok, altyapımız yok.

Olimpiyat için İstanbul’da yapılan stadyum ortada..

Ne kadar anlamsız stat olduğu görülüyor. Onun rüzgâr yönü dahi yapılamamış.

Önce altyapıyı hazırlarsınız sonra organizasyonlara talip olursunuz..”

 

Spor ile dolu dolu geçen  yaşamınızdaki en ilginç bir olayınız nedir?

Maliyespor ile Seyhan Belediyespor arasında  2001 yılında oynanan bir maçı unutamam..

Ben Adana Defterdarı iken Yıldıray Arıkan da Seyhan Belediye Başkanıydı.

Ben antrenörümüz Selman’ı çağırarak,” Ben Yıldıray Başkanla maçı izleyebilir miyim. Mahçup olur muyum” dedi.

O da bana dönerek, “Başkanım rahat olun. Bu maçı farklı kazanırız. Ama 60. dakikaya kadar gol beklemeyin. Daha sonra biz açılırız” demişti.

Evet, gerçekten de öyle olmuştu. 60.dakikaya kadar 1-0 önde götürdüğümüz maçta 70.dakika sonrasında goller peş peşe geldi ve maçı 5-0 kazandık.

Aynı takım ile Konya’da terfi tenzilde karşılaştığımız maçı 2-1 kaybettik. Oradan Seyhan Belediyespor üçüncü lige çıktı..

Seyhan Belediyespor çıktığı gibi düştü. Çünkü temeli amatör değil, profesyoneldi.

Bu nedenle de başarılı olamadı..

Biz o zaman o kadar çıkmayı istememiştik.”

 

Bugün Türkiye geldiği noktada yönetenler ile yönetilenler açısından çok kötü yönetiliyor.

İnşallah bu günlere aramayız.

Toplumlar layık oldukları yönetimi bulurlar diye düşünüyorum..

Spor dolu günler diliyorum..

 

Röportaj: K.Yalçın Göl

 
Kemal SAĞ Facebook Sayfası
Yeni Adana Gazetesi
Merhaba Gazetesi
Radyo Seyhan
Kanal A
Ekspres Gazetesi
Serbes Haber
Adana Haber Net
Adana Haber
Haberler.Com
TBMM
 
 
Online : 7 , Ziyaretçi: 1063487 , Sayfa gösterimi: 8787138Yönetim